Ekonomi Gazetecileri Derneği

Anket

Web sitemizi beğeniyor musunuz?





Tüm Anketler

Çok Okunanlar

EGD Üyeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile bir araya geldi...

EGD Üyeleri, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile bir araya geldi...

Tarih 16 Haziran 2012, 15:30 Editör Duygu Tekci

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları'na katılan Çelik, Bakanlığın ülkenin işgücü piyasasının yapısal sorunlarını çözmek, orta ve uzun vadede istihdama katkısını artırarak işsizlik sorununa yönelik kalıcı çözümler geliştirmek amacıyla Ulusal İstihdam Stratejisi ve Eylem Planı hazırladığını kaydetti.

-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik:(1)

''Şu anda 51 sendika yüzde 10 barajıyla, sahte üyelerle  barajı aşıyor ve yetkili sendika. Ancak, gerçek 880 bin üyeye gelince, yüzde 1'e koyuyorsunuz 13 gerçek sendika barajı aşamıyor''

-''O halde gerçek rakamlar çerçevesinde bugün yüzde 1 barajı, yüzde 10 barajından büyüktür''
 Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, sendikal örgütlenmenin yüzde 60'larda göründüğünü, ölen kalan, yaşayan yaşamayan herkesin sendikalara kayıtlı olduğunu belirterek, ''10 milyon 300 binin içerisinde çok ölü var. Şu anda 51 sendika yüzde 10 barajıyla, o sahte üyelerle barajı aşıyor ve yetkili sendika. Ancak, gerçek 880 bin üyeye gelince, yüzde 1'e koyuyorsunuz, 13 gerçek sendika barajı aşamıyor. O halde gerçek rakamlar çerçevesinde bugün yüzde 1 barajı, yüzde 10 barajından büyüktür'' dedi.

Çelik, bu amaçla, stratejide dört temel politika ekseni ile büyüme ve istihdam kapasitesi yüksek yedi sektöre ilişkin toplam 42 hedef, 57 politika ve 204 tedbir belirlendiğini belirterek, ''4 Temel Politika Eksenimiz: 'Eğitim-İstihdam İlişkisinin Güçlendirilmesi', 'İşgücü Piyasasının Esnekleştirilmesi', 'Özel Politika Gerektiren Grupların İstihdamının Artırılması', 'İstihdam-Sosyal Koruma İlişkisinin Güçlendirilmesi'dir. Yardımcı işler ve teknolojik gereklerle bazı işler alt işverenlere erişebilmektedir. Taşeron işçilerinin; izin, örgütlenme, sosyal haklar gibi sorunlarını çözmek üzere İş Kanunu'nda değişiklik üzerinde çalışıyoruz. Taşeron işçilerinin Kıdem Tazminatı sorunu da fonlu sisteme geçişle çözülmüş olacak'' diye konuştu.

Dünya Sağlık Örgütü'nün 2008 verilerine göre ülkede gereksiz sezaryen oranının yüzde 21,2, maliyetinin ise 18 milyon dolar olduğunu söyleyen Çelik, OECD ülkelerinde her 100 canlı doğumdan ortalama 25,8'i sezaryenle doğarken, Türkiye için bu rakamın  47,7 olduğunu, Türkiye'nin sezaryenle doğumda Brezilya ve Çin'den sonra üçüncü durumda bulunduğunu belirtti.

2011 verilerine göre Türkiye'deki doğumların yüzde 45,5'inin normal, yüzde 54,4'ünün sezaryenle gerçekleştiğini anlatan Çelik, ''Sezaryenle doğum oranı üniversite hastanelerinde yüzde 66,3, özel hastanelerde yüzde 64,1, devlet hastanelerinde yüzde 42,7'dir. Adana, Antalya ve Osmaniye ilk üç sırada yer almaktadır. 2011 verilerine göre ülkemizdeki toplam doğum sayısının üçte biri kadar kürtaj işlemi gerçekleşmiş olup, Sağlık Bakanlığı hastanelerinde bin 11, özel hastanelerde 72 bin 893, üniversite hastanelerinde ise 15 bin 373 adet kürtaj yapılmıştır'' şeklinde konuştu.
Daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtlayan Çelik, ''Örgütlenmeyi ve sendikalaşmayı artırıcı bir modeliniz var mı?'' sorusuna şöyle cevap verdi:

''Ekonomik alandaki rahatsızlıkların çözümü örgütlü toplumdan geçiyor. Ama Türkiye, 1963'ten bu yana darbelerle karşı karşıya kalmıştır ve sağlıklı bir süreci ancak istikrar döneminde yaşamıştır. Konuyla ilgili yasalar ihtilal döneminde çıkmıştır, ciddi anlamda da bugüne kadar değiştirilememiştir. Bu yasa kadük kalmıştır. Şu an konu genel kurulun gündeminde. Gündemin önünü açan çok ciddi düzenlemeler var. Şu an Türkiye'de sendikalı olabilecek işçi sayısı 10 milyon 300 bin. Bakanlık kayıtlarına göre, sendikalı işçi sayısı ise 3 milyon 200 bin. Yani oran yüzde 60'larda. 5 milyon 400 bin Bakanlık kayıtlarında çalışan var. 3 milyon 200 bini sendikalı görünüyor.
Bakanlık kayıtlarında 5 milyon 400 bin olan çalışanın 3 milyon 200 bini sendikalı görünüyor. Dolayıyla Türkiye'de çalışanların yüzde 60'ı sendikalı. Hiç Avrupa ülkelerinde böyle bir oran yok. Bu rakamlar doğru değil. Meclis kürsüsünde bunları söyledim. Ama verilerde böyle yayınlanıyor. SGK verilerini esas aldığımızda karşımıza 10 milyon 300 bin ve 880 bin rakamları çıktı. Yüzde 8,5 sendikalı işçi var. Peki bu 880 bin kişi toplu sözleşme mi yapmış? Hayır, bunun 570 bini yapıyor.''
Çelik sendikalaşmadaki baraj konusuna da değinerek, ''Yüzde 60'larda örgütlenme görünüyor. Ölen kalan, yaşayan yaşamayan herkes sendikalara kayıtlı. 10 milyon 300 binin içerisinde çok ölü var. Baraj konusunda bir tartışmamız var. Şimdi bunları üye olarak tuttuğunuzda yüzde 10 barajı, 51 sendikayı aşıyor. Şu anda 51 sendika yüzde 10 barajıyla, o sahte üyelerle barajı aşıyor ve yetkili sendika. Ancak, gerçek 880 bin üyeye gelince, yüzde 1'e koyuyorsunuz 13 gerçek sendika barajı aşamıyor. O halde gerçek rakamlar çerçevesinde bugün yüzde 1 barajı, yüzde 10 barajından büyüktür'' diye konuştu.

-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik:(2)

-''(THY-Hava-İş gerilimi) Bu tansiyonun düşürülmesi ve iş akdini kaybedenlerin geri dönüşünün sağlanması, şu anda karşı karşıya  bulunduğumuz durum''


-''Biz de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bu konu üzerinde duruyoruz. 'Haksız yere iş akdi feshi söz konusu ise bunları talimatsa talimat olarak alın, derhal bunların geri dönmesi konusunda gerekli çalışmaları yapın' diye söyledik''

-''Yargı kararı 'grevdir' diyorsa, durum farklı değerlendirilecek.

'Grev değildir' diyorsa, işveren mevcut haklarını kullanmış olacak. Burada bir hukuksuzluk varsa, bunun telafi edilmesini işverene söyledik. Bir diyalog başladı sendika ve işveren arasında. Biz de devredeyiz''

- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, THY ile Hava-İş arasındaki gerilim konusunda, ''Bu tansiyonun düşürülmesi ve iş akdini kaybedenlerin geri dönüşünün sağlanması, şu anda karşı karşıya bulunduğumuz durum. Biz de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bu konu üzerinde duruyoruz. 'Haksız yere iş akdi feshi söz konusu ise bunları talimatsa talimat olarak alın, derhal bunların geri dönmesi konusunda gerekli çalışmaları yapın' diye söyledik'' dedi.

Çelik, ekonomi gazetecileriyle bir araya geldiği toplantıda, havacılık sektöründe grev hakkının kaldırılmasına ilişkin bir soru üzerine, böyle bir düzenlemenin şu anda Meclis'in gündeminde bulunan Toplu İş İlişkileri Kanunu'nda olmasının doğru olacağını dile getirerek, ''İlgili yasada grev yasağı bölümüne bu getirilebilir, buna bir engel yok'' dedi.

Konunun hükümet tasarısı olarak değil bir milletvekilinin teklifi olarak geldiğini ve hızlı bir şekilde Meclis'ten geçerek yasalaştığını hatırlatan Çelik, şöyle dedi:

''Hava-İş'te grev yasağı yok idi ama greve gidilip toplum sağlığı ve toplumun bu konudaki hak mahrumiyeti söz konusu olunca da Bakanlar Kurulunun bunu erteleme yetkisi var. Bakanlar Kurulu 2 ay erteler, 2 ay sonra da Hakem Heyetine gider. Hakem Heyeti toplu sözleşmeyle ilgili nihai kararı verir, dosya kapanır. Fakat yasama böyle bir yolu tercih etti ve bu madde Meclis'ten geçti ve yasalaştı.

Yapmamız gereken ne? İki olay var; iş akdi feshedilenler var, işveren ile sendika arasında gerilim var. Bu tansiyonun düşürülmesi ve iş akdini kaybedenlerin geri dönüşünün sağlanması şu anda karşı karşıya bulunduğumuz durum. Biz de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı olarak bu konu üzerinde duruyoruz, gerek işverenle, önümüzdeki hafta sendika ile de görüşeceğiz. 'Haksız yere iş akdi feshi söz konusu ise bunları talimatsa talimat olarak alın, derhal bunların geri dönmesi konusunda gerekli çalışmaları yapın' diye söyledik.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Hava-İş ile THY ile ilgili gelen tüm yazışmaları gününde, zamanında, yetki belgesi verilmesi de dahil bütün işlemleri tamamladı, sorun yaşanmadı. Ama işverenle sendika arasında yaşanan bir sorun var. Bu, toplu sözleşme neticesindeki uyuşmazlığın neticesinde alınan bir grev kararının ürünü değil. Böyle bir grev yok. Grev kararı olmadan işe gitmeme tablosu var. Bu da yasalarımızda iş akdini fesh etme imkanını getiriyor işverene. Yasal haklarını herkes kullanıyor. Sendika da Hakem Heyeti'ne gidiyor. Biz de ILO'ya gidiyoruz bu hafta içerisinde, uluslararası boyutuyla tartışma, konu olacaksa olacak. Bir hak mahrumiyetine dönüşmemesi konusunda söylenmesi gerekeni en üst perdeden söylediğimizi bilmenizi istiyorum.''
Çelik, grevin yasal olup olmadığının yargı kararıyla ortaya çıkacağını kaydederek, ''Yasal ise zaten işlemlerin bir anlamı kalmayacak. Yasal değil ise elindeki imkanı işveren kullanmış oluyor. Ama buna rağmen -e-posta yoluyla (işten çıkarma)- hakikaten bu işte hiçbir günahı, kabahati olmayan insanların olduğu söyleniyor. Varsa böyle bir şey gözden geçirilip hızlı bir şekilde tekrar işe dönmeleri konusunda en üst perdeden söylüyoruz'' diye konuştu.

''Grevin yasaklanmasını doğru buluyor musunuz?'' sorusuna da Çelik, şu yanıtı verdi:
''Konu toplumun neredeyse tümünü ilgilendiren bir konu. Hava ulaşımı, kara ulaşımı gibi oldu. Bu derece önemli bir ulaşımı aksatmak gibi bir şey ne sendikaların görevidir, ne de iş dünyası veyahut da işverenin bu bağlamda emeğiyle ekmeğini kazanan insanların ekmeğini elinden almak gibi bir düşüncesi olamaz. Bakanlar Kurulunun böyle bir yetkisi var iken, yasamaya getirilmesine dikkat çekiyorum.

Yargı kadarı 'grevdir' diyorsa, durum farklı değerlendirilecek. 'Grev değildir' diyorsa, işveren mevcut haklarını kullanmış olacak. Burada bir hukuksuzluk varsa, bunun telafi edilmesini işverene söyledik. Bir diyalog başladı sendika ve işveren arasında. Biz de devredeyiz.''
 
-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik: (3)

-''(Gazetecilerin yıpranma hakkı) Önümüzdeki yasama yılında bu konu bir netliğe kavuşacak. Olacak veya olmayacak noktasında net bir şey söyleriz. O alanın genişleyip genişlemeyeceğini göreceğiz''
-''2013'te ağız-diş sağlığıyla ilgili süreci başlatıyoruz''  
 
- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, gazetecilerin yıpranma hakkı konusunun gelecek yasama yılında netliğe kavuşacağını belirterek, ''Olacak veya olmayacak noktasında net bir şey söyleriz. O alanın genişleyip genişlemeyeceğini göreceğiz'' dedi.

Faruk Çelik, ekonomi gazetecileriyle bir araya geldiği toplantıda soruları yanıtlarken, ''çalışanların tümünün amele'' olduğunu kaydederek, Çalışma Bakanlığının da bir anlamda ''Amele Bakanlığı'' olduğunu söyledi.

Sağlıkta imkanlara erişim rahat olduğunda suistimallerin beraberinde geldiğini dile getiren Çelik, ''Bunu ilaçta da gördük, tedavi hizmetlerinde de gördük. Bundan dolayı bazı tedbirler alıyoruz. Biri, avuç içi damar izi... Kimlikle gidip tedavi olma imkanı var. Bu bir kolaylıktı ama istismarı da beraberinde getirdi. Özel hastanelerde şu anda deneme süreci cereyan ediyor, avuç içi görüntülemesi olacak. Orada da suistimal yine çıkabilir ama hiç olmazsa hastaneye geliş zorunluluğu doğmuş olacak'' diye konuştu.

Çelik, işsizlik maaşı konusuna değinerek, sosyal devlet olmanın gereklilikleri yerine getirilirken, başka sorunların da beraberinde geldiğini kaydederek, 6-8-10 aylık işsizlik ödeneği verdiklerini, bunun süresinin ve meblağlarının artırılmasıyla, ''çalışmama'' ve ''sistemde kalma''nın daha çok tercih edilebileceği endişesi taşıdığını ifade etti.

Diş sağlığıyla ilgili çalışmalar bulunduğuna değinen Çelik, ''2013'te ağız-diş sağlığıyla ilgili süreci başlatıyoruz. Sağlıklı başlatmayı istiyoruz çünkü bazı alanlarda çok sağlıklı başlayamadık, suistimalleri de beraberinde getirdi'' dedi.

 
-Yıpranma hakkı-
 
Çelik, gazetecilerin yıpranma hakkına ilişkin bir soru üzerine, şunları söyledi:
''Bir ülke düşünün ki 40-45 yaşında insanları emekli ediyorsunuz. Yetmedi bir de yaygın bir şekilde hak edenden ziyade, yıpranma payı adı altında milletvekilleri de dahil herkese yıpranma payını yaymışsınız. Sanki 60-65 yaşında emeklilik var da... '65'ine kadar nasıl çalışsın bu insan? Bunun 3-4 yıl erken emekli olması gerekir, çalışma koşuları bunu gerektirir' gibi bir durum varmış gibi. Oysa 38 yaşında emeklilik var, 42 yaşında emekliliğin olduğu yerde ambalajla çalışan da fabrikada yıpranma payından yararlanıyor, ateşin karşısında çalışan da yıpranma payından yararlanıyor. Diyelim ki işletmeler veya iş alanları komple yıpranma payına alınmış, binlerce, yüz binlerce insan yıpranma payından yararlanır noktaya gelmiş. Sosyal güvenlik reformunu yaparken bu konu ana başlıklardan bir tanesi. Biz işin içinden doğrusu çıkamadık. Neden? Siyasi, sosyal, sivil örgütlerden yoğun bir baskı geliyor, kazanılmış hak diye olaya bakılıyor. Oysa bir reform yapıyorsunuz, önünüzdeki 100 yılı aydınlatan. Yani Türkiye ekonomisini dışarıdan izleyenler 'Ne yapmak istiyor bu ülke sosyal güvenlik reformuyla? 10 yılını, 20 yılını, 50 yılını görebiliyor mu?' perspektifiyle sorumluluk yüklüyor. Biz, bunun altından kalkmak için hangi alanların yıpranma payı bünyesinde değerlendirileceği konusunu Bilim Kuruluna havale ettik. Heyet, işlerin risk durumunu dikkate alarak, en riskli, en tehlikeli işlerden başlayarak, sınıflandırmalar yaparak önümüze bir tablo getirdi. Siyasetçi olarak Bilim Heyeti'nin vermiş olduğu raporun dışında bizim bir şey yapma şansımız yok. Bunun kapısını araladığımız zaman, tekrar eski duruma geleceksiniz. Biraz bu konuda torunlarımızı ve çocuklarımızı düşünerek olaya bakmak gerek.''

İlgili medya derneklerinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a bu konuda bir dosya ilettiğini aktaran Çelik, ''Sayın Başbakanımız bana havale etti. Ben de bunu Bilim Heyeti'ne gönderdim. Bize herhalde bir netice belirler. Önümüzdeki yasama yılında bu konu bir netliğe kavuşacak. Olacak veya olmayacak noktasında net bir şey söyleriz, o alanın genişleyip genişlemeyeceğini göreceğiz'' dedi.
 
-Kıdem tazminatı-
 
Çelik, bakanlığın üzerinde çalıştığı konulardan birinin kıdem tazminatı olduğunu belirterek, şu görüşleri paylaştı:
''Çalışan herkes çalıştığı süre kadar tazminattan pay alsın istiyoruz. 12 ay çalışma zorunluluğu yüzde 10'luk bir çalışanı ilgilendiriyor. Ama 1 aylık çalışan milyonlar var bu ülkede, 2 ay çalışan, 11 ay çalışan milyonlar var. Bunlar da bundan yararlansın. Bu işverenin işine geliyor mu? Hiç gelmiyor. Sistemi öğrenince işverenlerin de bu işe tepki göstereceklerini hissediyorum. Neden? Yüzde 90'ı ödemiyor ki. Ödenmezken, şimdi ödenir noktaya getirecek, bu iş dünyasında tartışma konusu olacak. Peki işçimiz ne diyor? Kazanılmış hak... Ama yüzde 10 için kazanılmış bir hak uygulamada baktığınız zaman. Burada nasıl ısrarcı olacaksınız? Hem emeği savunuyorum hem de yüzde 10'u iyi ama yüzde 90'ı aynı kalsın. Esas soru o, oran ne olacak? Şu anda yüzde 8,5 düzeyindeki oran ne olacak? Hatta şu anda yüzde 10'un içinde kıdem tazminatı alamayanlar da var, yüzde 10'u hak etmiş. Bireysel hesabına kendi adına yatan hesapta bu nemalanacak. İşte bu nemalanma süresi ve varacağı meblağ hesaplanıyor ve burada bir mağduriyetin oluşmaması, hak kaybı oluşmaması gayreti içerisindeyiz, çalışmamız o.''
 

 

Bu haber defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit

Ekonomi Servisi

Ekonomi basını "EGD Yılbaşı Buluşması"nda bir araya geldi

Ekonomi basını Ekonomi Gazetecileri Derneğinin (EGD) geleneksel "Yılbaşı Buluşması"nın 12'ncisi Türkiye İhracatçılar Meclisi (...

EGD’den Türkiye’ye ziyaret

EGD’den Türkiye’ye ziyaret Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Başkanı Celal Toprak ve Yönetim Kurulu Üyeleri Türkiye Gazetesi’ni ziyaret etti.

Sitede Ara


Gelişmiş Arama

Son Yorumlananlar

    Başarı Ödülleri Şartnamesi | Ekonomi Servisi | Basından Haberler | Etkinliklerimiz | EGD Duyurular | Üyelerden Haberler | Eleman Arayanlar | İş Arayanlar | Bize Ulaşın | Zirve Dergisi | 
    Yasal Uyarı  |  Kullanım Koşulları ve Gizlilik Bildirimi  |  Yazarlık Başvurusu
    Tüm hakları saklıdır 2009 © - Ekonomi Gazetecileri Derneği